24 Ekim 2014 Cuma

MUHARREM AYI

MUHARREM AYI

Alevi inancının en önemli zaman dilimlerinden biri olan Muharrem ayı 25 Ekim Cumartesi günü başlıyor. Muharrem ayının ilk 12 günü oruç tutmak bir Alevi İslam ibadeti olarak yüzyıllardır icra edilen bir gelenektir. Muharrem orucu bir Kur’an buyruğudur. Aynı zamanda bu ayda oruç tutmak peygamber efendimizin de çok büyük önem verdiği bir ibadettir. 

Muharremde oruçla birlikte bir de matem tutma ibadeti vardır. Kerbela’da Hz. İmam Hüseyin ve yanındakilerin menfur bir şekilde şehit edilişi nedeniyle Aleviler bu ayda oruçla birlikte matem de tutmaktadırlar. Matem aynı zamanda şehit edilen bütün ehlibeyt imamları için de tutulmaktadır.


Muharrem ayı dinsel yaşamda önemli bir aydır. Muharrem, Arap takvimindeki ilk aydır. Arap takviminde yasak aylar / haram aylar denen dört ay vardır ki bunlardan biri de Muharremdir. Haram aylarda kan dökülmesi, savaş yapılması yasaktır. Haram ay tabiri aynı zamanda dokunulmaz, saygı gösterilmesi gereken, kutsal ve kutlu ay anlamına da gelmektedir. Nitekim Muharrem sözcüğü de bu manayı ihtiva etmektedir. Kur’an’da haram aylarla / kutlu aylarla ilgili ayetler bulunmaktadır.


Nitekim, Bakara Suresi 194. ayette şöyle denilmektedir:

“Kutlu aya karşı kutlu ay olmak üzere kutluluk karşılıklıdır. O halde size saldırırlarsa siz de onlara aynı şekilde saldırın…”


Uyarı Bölümü / Berae Suresi 36. ayette ise şöyle buyrulmaktadır:

“Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü kutsal aylardır…”

Zilkade, Zilhicce ve Recep ayı ile birlikte haram ay olarak kabul edilen Muharrem ayı semavî dinler tarihi açısından çok mühim olayların cereyan ettiği bir zaman dilimidir. Muharrem aynı zamanda semavî dinlerde oruç ayıdır. Bilindiği üzere oruç, ibadet amacıyla gün ağarmasından gün batımına değin yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durma halidir. Musevi, Hıristiyan ve İslam inancında kutsal kabul edilen Muharrem ayında oruç tutmak, Kur’an’da Bakara Suresi 183. ayette şu şekilde emredilmektedir:


 “Ey inananlar, ibadet amacıyla kimi günler, gün ağarmasın­dan gün batımına değin yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durmak, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin de üzerinize bir buyruk olarak yazılmıştır. Umulur ki, böylece kötülüklerden sa­kınmış olursunuz.”


Evvelce 10 gün olarak tutulan bu oruç Alevilerce 12 İmam hürmetine 12 gün olarak tutulmaktadır. Ayrıca Kerbela katliamında peygamber efendimizin torunu Hz. Hüseyin ve yanındakilerin hunharca katledilmeleri ile birlikte oruca ilaveten yas da tutulmaya başlanmış, böylece ilk on günü yas ve oruç, son iki günü de sadece oruç olmak üzere toplamda 12 günlük oruç ibadeti bir buyruk olarak ifa edilir hale gelmiştir.


Muharrem orucunun evvelce 10 gün olmasının da kaynağı Kur’an’dır. Nitekim Tan Yeri Bölümü / Fecr Suresi 1 ve 2. ayetlerinde şöyle denilmektedir:


“Tan yerine andolsun! On geceye andolsun!”


Burada “tan yeri” ve “on gece” ifadesiyle Muharrem ayının ilk on gününe işaret edilmektedir.


Muharrem orucuna ilişkin peygamber efendimizden rivayet olunan bazı hadisler vardır ki bunlardan Abbas oğlu Abdullah yoluyla nakledilen bir hadis Muharrem orucunun dindeki yerini gayet net bir biçimde ortaya koymaktadır.



Peygamber efendimiz söz konusu hadisinde şöyle demektedir:


“Muharrem ayında bir gün oruç tutmak bir ay oruca bedeldir.”


Muharrem’den üç gün evvel başlanan ve 3 gün tutulan bir de Masum – u pak orucu vardır ki bu oruç, küçük yaşta şehit olan ehlibeyt çocuklarına hürmeten tutulmaktadır. Lakin bu orucun farziyet içermediğini de belirtelim.
Muharrem orucunun tutlacağı günler aşağıdaki gibidir:

Muharrem 1 – 25 Ekim 2014 cumartesi
Muharrem 2 – 26 Ekim 2014 pazar
Muharrem 3 -27Ekim 2014 Pazartesi
Muharrem 4 – 28 Ekim 2014 Salı
Muharrem 5 -29 Ekim 2014 Çarşamba
Muharrem 6 – 30 Ekim 2014 Perşembe
Muharrem 7 – 31 Ekim 2014 Cuma
Muharrem 8 – 1 Kasım 2014 Cumartesi
Muharrem 9 – 2 Kasım 2014 Pazar
Muharrem 10 – 3 Kasım 2014 Pazartesi
Muharrem 11 – 4 Kasım 2014 Salı
Muharrem 12 – 5 Kasım 2014 Çarşamba


Yüce Allah oruçları ve tutulan matemleri kutlu katında kabul eylesin.

7 Temmuz 2014 Pazartesi

hem kürt hem aleviyiz...








Kışanak: Hem Alevi hem Kürt olmak istiyoruz
Gültan Kışanak Sivas İmranlı’da geleneksel olarak düzenlenen Cogi Baba Festivali’ne katılarak, “Bize hep şunu dayattılar. Ya Alevi olacaksın ya da Kürt olacaksın. Biz hem Alevi hem Kürt olmak istiyoruz” dedi.
Sivas’ın İmranlı ve Köyleri Kültür Dayanışma Derneği tarafından Yünören ve Avşar köylerinde düzenlenen Cogi Baba 13. Geleneksel Kültür Festivali’ne Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak, HDP Muş Milletvekili Demir Çelik ile birlikte katıldı. Kışanak ve Çelik’e belediyenin Alevi kökenli meclis üyeleri Cemal Öztürk, Hatice C. Elma ve Necla Ayaz da eşlik etti. Sabahın erken saatlerinde yüzlerce araçla binlerce kişi Yönören köyündeki festival alanında toplandı. Festival alanına Sivas Demokrasi Platformu’nun “Madımak’tan Roboskî’ye Gezi’den Soma’ya Unutmadık, Unutturmayacağız” yazılı pankart asıldı. “Rojekê dê baskên me bigihîjin hevdu wekî Dîcle û Feratê” (Bir gün kanatlarımız Dicle ve Fırat gibi kavuşacak) sloganı ile başlayan festivale eski Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı ve HDP PM üyesi Kemal Bülbül de katıldı. Festivalde sanatçılar Cihan Çelik, Erdal Erzincan, Mercan Erzincan, Ali Baran, Ali Sizer, Nuri Saygılı, Ali Gülsoy, Kılıko, Ozan Olgun dinletiler verdi.
Ardından konuşma yapan İmranlı ve Köyleri Kültür Dayanışma Derneği Başkanı Rıza Kahraman, “13 yıldır Cogi Baba’nın huzuruna geliyoruz” diyerek festivalde yaşadıkları sıkıntıları dile getirdiklerini söyledi. Bu toprakların çok acılar ve katliamlar yaşadığını belirten Kahraman, şöyle devam etti:
“Biz buraya Cogi Baba’nın, Pir Sultan’ın, Hasret Gültekin’in huzuruna şöyle geliyoruz. Diyoruz ki; bu çayırda bütün dünya halkalarına barışa, kardeşliğe, eşitliğe ve özgürlüğe hizmet ediyoruz. Biz burada bütün etnik unsurlara bütün inanç yapılarına saygılı olduğumuz gibi Alevi ve Kürt ulusal kimliğiyle burada sesleniyoruz. Kürt ve Alevi kimliğimize bu ülkede yaşanan sıkıntıların aşılmasını istiyoruz. Bizler de bu toprakların sahibiyiz, bu toprakların öz evlatlarıyız. Bu devletin de kurucu öğesiyiz. Onun içindir ki ana dilimizde bir gün mutlaka burada eğitim almak istiyoruz. Ana dilimizde Cem evinde ibadetimizi yapmak istiyoruz. Bizim taleplerimiz demokratik taleplerdir.”
Kahraman kendilerini yalnız bırakmayan milletvekili Demir Çelik, Büyükşehir Belediye Başkanı Kışanak’a ve tüm katılımcılara teşekkür etti.
Kışanak: Acılar gibi başarı hikayeleriniz de var
Daha sonra kürsüye gelen Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak “Koçgiri’nin yiğit insanları”, “Ali Şer’in, Zarife’nin yoldaşları” olarak seslenerek Koçgiri’nin tarihe not düşmüş önemli bir mekan olduğunu söyledi. “Bu topraklarda tarih yazıldı, destan yazıldı, insanlık dersi verildi” diyen Kışanak, “Bu topraklarda direnişin ne demek olduğunu dosta düşmana gösterildi, kutluyorum sizi” dedi. Koçgiri’nin tarihi mekanında bulunmanın gururunu yaşadığını belirten Kışanak, “Bu coğrafya çok acı gördü, çok zulüm gördü. Bu kimliği ve inancı tarih sahnesinden silmek istediler ama sizler direndiniz, vazgeçmediniz. Dünyanın dört bir yanına sürgün gitseniz de Türkiye'nin dört bir yanına dağılsanız da gönlünüz, yüreğiniz Koçgiri'de oldu” diye konuştu. Kendisinin Havucen Ocağı’nın bir evladı olarak ve Amed halkı adına selamlamanın gururunu yaşadığını belirten Kışanak, “İşte bu sizin zaferiniz, işte bu sizin başarı hikayeniz. Hep biz acılardan üzüntülerden bahsediyoruz ya demek ki hiç biri boşa gitmemiş. O verdiğimiz emekler, çektiğimiz acılar, ödediğimiz bedeller, özgürlük için yürüttüğümüz mücadelenin hiç biri boşa gitmemiştir” diye konuştu. “Sizin bir arkadaşınız, Alevi bir yurttaşınız olarak Amed halkı beni bağrına bastı, temsilcisi olarak seçti, başkanı olarak seçti. Ve ben bugün size Amed’in selamını getirdim” diyen Kışanak, beraberinde Bismil’in Alevi köylerinden seçilen meclis üyesi arkadaşları ile geldiğini söyledi. Kışanak konuşmasına şöyle devam etti:
‘Yekvücut olmalıyız’
“Bu mücadele bir insanlık, hak ve özgürlük mücadelesidir. Bu mücadele herkesin kimliğiyle, kültürüyle, inancıyla özgür ve eşit yaşamasını teminat alan bir mücadeledir. Bunlar hepimizin temel ilkeleri hepimizin uğruna acı çektiği ilkelerdir. Biz bugün burada bunu bir parça da olsa hayata geçirebilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ama yetmiyor, biliyoruz ki Türkiye’nin dört bir yanında hala acı yaşanıyor. Biliyoruz ki hala Alevi yurttaşlarımızın eşit yurttaşlık haklarının önünde duran zorbalar var, bunlara karşı yekvücut olmalıyız. Aleviler bu toprakların Kürdistan'ın, Türkiye'nin tüm Ortadoğu’nun özgürlük ve adaletinin teminatıdır. Aleviler kimliğini, inancını özgürce yaşayabilirse bu topraklarda o zaman gerçek bir demokrasi inşa edilmiş olur.”
“Bize hep şunu dayattılar” diyen Kışanak, “Ya Alevi olacaksın ya da Kürt olacaksın. Biz hem Alevi hem Kürt olmak istiyoruz. Bu iki kimliği yan yana gururla taşıyabildiğimiz en önemli mekanlardan birisi de Koçgiri’dir” dedi. Kışanak şöyle devam etti:
“Alevlik bir yoldur. Alevilik bir felsefedir. Alevilik hayatta bir duruştur. Herkese saygı duyan, insanı merkezine alan bir inanıştır, bir felsefe ve bir duruştur. Bu nedenle en çok size yakışıyor, en çok da Koçgiri’ye yakışıyor. Halkların kardeşliği mücadelesini sahiplenmek yan yana durmak ve insanlık mücadelesini omuzlamak. En çok da size yakışıyor. Ben size inanıyorum. Bugün Ortadoğu’da büyük tehlikeler olsa da, çeteler arkalarına aldıkları büyük bir güçle, emperyalist odakların desteğiyle bu gün Ortadoğu’da halklarımızı tehdit etseler de, ben inanıyorum ki biz buna karşı yekvücut olacağız, beraber olacağız. Ve bu topraklara barışı, özgürlüğü getireceğiz.”
‘Zarife direnişin sembolüdür’
Koçgirili kadınlara da seslenen Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Kışanak, “Aleviliğin en önemli özelliğinden birinin de toplumsal hayatta ayrımcılığın olmaması olduğunu belirterek, “Kadınlar her zaman bir adım öndedirler” dedi. “İnancımızda kadın erkek eşitliği vardır” diyen Kışanak, eşitlik ve adaletin bu inanışın en temel özelliği olduğunu belirterek, kadınlara “Gelin her zaman bu mücadelenin ön saflarında olun, beraber olalım, kol kola yürüyelim. Hem kadın özgürlüğünü, hem hakların özgürlülüğünü beraberce kazanalım” çağrısı yaptı. Kışanak “Zarife'nin bize gösterdiği yol böyle bir yoldur. Zarife direnişin sembolüdür. Zarife bu toprakların evladıdır. Bu topraklarda zulme ilk baş kaldıran kadınlardan birisidir. O nedenle bizim inanışımız bizim felsefemizin önemine sıkı sıkı sarılmak biz Alevi kadınlara düşüyor” diye konuştu.
“Biz Koçgiri’yi tarihimizin temel taşı olarak görüyoruz” diyen Kışanak, “Bu mücadelenin temelleri çok sağlam atıldı. İnanıyorum ki biz artık o inşayı tamamlayacağız. Ve bu topraklara, vatanımıza, yurdumuza, halkımıza özgür bir geleceği, barış içerisinde bir geleceği armağan edeceğiz” şeklinde konuştu.
HDP Eşgenel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın da Koçgiri’ye gelmek istediğini ancak taziyesi nedeniyle gelemediğini ifade eden Kışanak, Demirtaş’ın selamlarını iletti.
Çelik: Hoş geldiniz özgürlüğe
HDP Muş Milletvekili Demir Çelik de yaptığı konuşmada bir önceki Cogi Baba festivalinde de Koçgiri’de olduğunu belirterek, herkesi emeklerinden dolayı kutladı. “Özünüze dönmüş, kimliğinizi bulmuş, kişiliğinize ulaşmışsınız. Yolunuz açık olsun” diyen Çelik, “Hoş geldiniz özgürlüğe, hoş geldiniz barışa, hoş geldiniz kardeşliğe” dedi ve Koçgiri’nin tarihin önemli itiraz coğrafyası olduğunu söyledi. “Koçgiri zalimin zulmüne isyanın adresidir” diyen Çelik, dünyanın değiştiğini, Türkiye’nin değiştiğini, Kürtler ve Alevilerin de değişmesi gerektiğini belirtti. Ortadoğu’nun yeniden şekillendiğini sınırların kalktığını ve değiştiğini belirten Çelik, küresel emperyal güçlerin hakların ve inançların değil kendi çıkarlarına dayalı siyasal oluşumları harekete geçirdiğini bu nedenle halkları, inançları, mezhepleri birbirine kırdırmaya devam ettiğini söyledi. Küresel emperyal güçlerin Türkiye ile birlikte Suriye halklarının iradesine rağmen savaşa ve kaosa ittiğini ifade eden Çelik, şöyle devam etti:
Çeteleri tedavi edip öldürmeye gönderdiler
“Orada Kürtler, Aleviler, Araplar, Çerkezler, Süryaniler, Ermeniler var. ‘Bizim savaşla işimiz yok, biz barışseveriz. Bizim düşmanla işimiz yok, biz kardeşiz. Biz halkların inançların kardeşliğine inanıyoruz. Biz zulümden yana değil, barıştan yanayız’ diyerek Rojava Özerk Demokratik Kürdistan'ın da herkes kendi rengi, kimliği, kültürüyle, kendi kendini yönetmeye başladı. Ama birilerine çok geldi. Başta Türkiye olmak üzere Araplar, Farslar, Kürdün uyanışını sindiremediler. Alevi’nin uyanışını, Ermeni'nin, Türkün uyanışını sindiremediler. Baskılamaya başladılar. Asker gönderdiler. Tank, top, tüfek gönderdiler. Çeteleri beslediler, yaralı çetelerini getirip sizin bizim giremediğimiz hastanelere tedavi ettirip, sonra geri gönderip tekrar çocuklarımızı öldürmeye gönderdiler. Yetinmediler yüzlere binlerce TIR'larıyla her gün kurşun, mermi, bomba taşıdılar. El Kaide’yi, El Nusra’yı, IŞID’ı beslediler. Bunlar İslam adına Kürtlerin canını, malını, namusunu helal kılan fetvalar yayınladılar. Bu mudur kardeşlik, bu mudur barış, bu mudur sevgi… Hepsi yalan, hepsi iktidar için, çıkar için, menfaat için, halkların krizidir, halkların kaosudur.”
Koçgirililerin bunları iyi bildiğine işaret eden Demir Çelik, tarih boyunca Kürt ve Alevilerin yaşadığı trajedilere dikkat çekti ve şöyle devam etti:
“Bu zihniyet inkarcıdır, bu zihniyetten demokrasi çıkmaz. Bu zihniyetten barış ve özgürlük hiç çıkmaz. Bu zihniyetten beslenen sistem partileri bizim umudumuz olmamalıdır. Onlar 90 yıldır sayfalarını katliamlarla, soykırımlarla, inkarlarla kapattılar. Onların yapmak istediği Türkleştirmektir, İslamlaştırmaktır. Ne Alevinin ibadetine, ne de Kürdün diline, kimliğine, kültürüne saygısı vardır. Kürt özgürlük hareketinin mücadelesi olmasaydı bugün ne Kürt’ten ne de Alevi’den bahsedilirdi.”
Demir Çelik, “Gelin umudun da özgürlüğün de tek adresi olan kendi öz gücümüze güvenelim” diyerek 10 Ağustos’ta kendilerini özgürleştirecek tercihlerine yönelmesini istedi.