19 Eylül 2012 Çarşamba

celal abbas ın şehit düşmesi

celal abbas ın  şehit  düşmesi


Hz Celal Abbas İslam dininin bayraktarı olan Cafer Tayyar´dan sonra o kutsal görevi kendisi almıştı.Babası İmam Ali zamanında meydana gelen savaşlarda bayraktarlık yapıyor ve kahramanca savaşıyordu.
Düşman askerleri genç Kasım´ın Şehit düştüğünden sonra kahkaha atarak sizinde sonunuz işte böyle olacak diyerek Ehli-Beyit yarenlerine dil uzatıyorlardı.Celal Abbas kardeşi Imam Hüseyin´den izin almak istedi.Artık dayanamıyorum gidip onlar ile savaşacağım bizler her zaman haklının ve mazlumun yanında olduk babam kardeşim İmam Hasan,babam Imam Ali,dedem Hz Peygamber bize bu yolu öğretti inancımız için canımızı veririz,çünkü bu yolun sonu Yüceliktir. İmam Hüseyin kardeşi ,Celal Abbas´in o zalim acımasız düşman elinde öldürülmesini istemiyordu.Kalbi onun gitmesini hiç istemiyordu.Celal Abbas bir kez daha izin istedi.İmam Hüseyin ey Abbas canım sana feda olsun gitme dedi.Sevgili canlar tüm Ehli-Beyit kervanındakiler canımız sana feda olsun ya İmam Hüseyin derken neden İmam Hüseyin ise canım sana feda olsun ya Abbas diyordu.Belki de onu sadece imam Hüseyin kendisi biliyordu.Celal Abbas babasından almış olduğu bilgi cesaret ve yiğitliği ile o zamanların en büyük kahramanlarından biri idi.Celal Abbas Ya Hüseyin benim bilgim cesaretim sizden babam Imam Ali´den Kardeşim İmam Hasan ve senden aldığım bilgilerdir.Benim sonumun nasıl olacağını biliyorum.

Abbas, aldığı ilimlerin kaynağını böyle dile getiriyordu. Kerbela hadisesini, o gün neler olacağını daha önceden duymuş; babasından işitmiş, ceddi Resul-u Ekrem’in dilinden bu olayı nakledenleri de dinlemişti. Anlatılanları bir bir yaşadıkça inancı daha da artıyor, yakını daha da kuvvetleniyordu...

Hele annesi Ümmül Benin’in anlattıkları hâla aklından çıkmış değildi:-Yavrum! Henüz sen daha küçük bir çocukken bir gün baban seni kucağına almış; ellerini, kollarını öpmüş; sonra da ağlamıştı. Onu bu halde görünce yüreğim yandı, ciğerim parçalandı. Zira, ömrüm boyunca güzel ve şirin bir yavruyu kucağına alıp da ağlayan bir baba ne görmüş, ne de duymuştum. Kendi kendime; “Bunun bir sebebi olmalı” dedim. Bu yüzden babana dönerek niçin ağladığını sordum. Baban bir yandan ağlıyor, bir yandan da cevap veriyordu: “Bu yavrumun kolları Hüseyin’ime edeceği yarenlik uğrunda kesilecek!” Kollarının kesileceği haberini alır almaz dayanamayıp feryat ettim. Benimle birlikte ev halkı da ağladı, sızladı. Baban bizi bu halde görünce ikinci ama, güzel bir haberle bize teselli verdi: “Bilesiniz ki gözümüzün nuru Abbas, Hak Teala katında yüksek derecelere sahip olacak. Hak Teala, daha önce kardeşim Cafer’e (Cafer-i Tayyar) nasıl iki kanat hediye ettiyse, ona da iki elinin karşılığı olarak iki kanat bağışlayacak ve Abbas da bu kanatlarla, cennette meleklerle birlikte uçacak!”

Peygamber efendimiz Hakka yürüdükten sonra Ehli-Beyit´in başına öyle belalar geldiki bunları yazmaya okyanuslar mürekkep agaclar ise kalem olsa yetmez imkansız birşeydir.Emevi Islamı kendi saltanatına almış istedigi gibi kullanıyor ve buna karşı çıkanları ise öldürüyordu.On Iki Imamların hiç bir normal bir şekilde hakka yürümedi hepsi lanet Emevi,Abbası devletleri tarafından Öldürüldü.

Hz Celal Abbas Küfe halkının ne kadar dönek oldugunu babası zamanında yaşamıştı.Bunu İmam Hasan´a yapılanlarda eklenince bunu tam olarak anlamıştı.Ehli-Beyit kervani Küfe´ye gelmek için yola çıktıktan sonra kendilerine haber gelmiştiki.Küfe halkı Yezit´e biat etmiş diye,o zaman hemen her şeyi daha fazla anlamıştı.Küfe´iler yaşamları için her şeyi yapabilen sahte insanlardı nasıl birden ve nasıl çabuk değişebiliyorlardı.

Ömer bin Sa´´d Celal Abbas´ın ne kadar büyük bir kahraman olduğunu çok iyi biliyordu.Bazı kaynaklarda şöyle yazar Rivayet edilirki Ehli-Beyit kervanı yola çıktığında Celal Abbası İmam Hüseyin´den nasıl ayıracaklarına dair plan kuran Ömer bin Sa´d çözüm bulamıyordu.Celal Abbasın dayısı olan Abdullah bin Hizam Küfe halkının isteği var diye Ubeydullah´dan Celal Abbas´a dokunulmazlık istemiş,Ubeydullah ise bunu kabul ederek.Kerbela´da buluna Ibni bin Sa´d ve Ömer bin Sa´da mektup göndererek bu olayı yazar.Ibni Sa´´din askerleri bu olayı Celal Abbas´a anlatırlar.Yezit´e biat etmesi beklenilir. Abbas, Şimr melununun bu sözlerine daha fazla dayanamayıp sert bir dille çıkıştı:


-Allah sana da, mektubunuza da lânet etsin! Bizden, lânete uğrayan lânetlenmiş insanların çocuğuna itaat etmeyi mi bekliyorsun?! Git efendilerine söyle: Biz Ehli-Beyitiz ve sonsuza kadar da öyle kalacağız!
Muarrem ayının yedinci günü olmuştu.Yezit´in ordusu komutanlarının emirleri ile Fırat nehrinin etrafını kuş bile uçmayacak bir hale getirmişlerdi.Ehli-Beyit´e bir damla su vermiyorlardı.Hasta halde olan zeynelabidin küçük kardeşi daha altı aylık olan Aliasker´e su lazımdı.ama lanet Yezitin ordusu vermiyordu. İşte o gün Hüseyin (a.s), birkaç kişiyi de yanına vererek Fırat'a gitmesi ve kamplarındaki su ihtiyaçlarını giderecek derecede su getirmesi için Abbas'ı görevlendirmişti.Abbas yanında buluna dostlari ile birlikde boş su tutumlarını alarak hızlı bir şekilde Fırat´a dogru gidiyordu.O gece Askerlerin komutanı Amr.bin Haccac´dir.Bir kaç atlının hızlı birşekilde Fıratın yanına kadar geldikleri görür,ve hemen askerlerini buraya yoğunlaştırır.Amr yüksek bir ses ile siz kimsiniz diyince Abbas´ın öncü olarak gönderdigi dostu olan Nafi bin Hellal bize vermediginiz ve yasak etdiginiz bu sudan içmeye geldik.Komutan Amr gelin istediginiz kadar içebilirsiniz dedi.Nafi yemin olsunki Ehli-Beyit yarenleri bir damla su içmedikce biz bu sudan içmeyiz.Su Hüseyin ve ailesine yasaktır,onlar içemezler.Bu yasagı koyan kimdirki bir damla suyu vermiyor.Amr Yezit bin Muaviyedir. Sen ona biat et istedigin kadar su iç.
Nafi,bir zamanlar Peygamber efendimizi öldürmek isteyen Hz Hamza´yı şehit eden ve ciğerlerini ciğ ciğ yiyen Ebu Süfyan tornu.Imam Ali ve Imam Hasan´ı öldürten Muaviye oglu.babasına ve dedesine küfreden köpekler ile yatan eseklere namaz kıldırmaya çalışan sarayını harem haline getirip aklı ve fikri zina yapmak olan lanet Yezidemi biat edecegim.Lane olsun ona ve ceddine Imam Hüseyin bin Ali Mürteza gibi pak, adil, dürüst, masum,cennet gençlerinin efendisi birine biat eder onun ugruna canımı seve seve veririm.Sizler ise ne cabuk dininizi ve imanınızı sattıverdiniz.Yazıklar olsun size.Tartışma fazla sürünce Gece ordu komutanı Haccac emir vererek derhal saldırıya geçmelerini söyledi.Iste o emirden sonra lanet düşman ordusu ile mücadele başladı.Celal Abbas arkadaşlarının su tutumlarını doldurabilmeleri için düşman ordusunun içine girerek kahramanca savaştı.Celal Abbas´ın içinde biriktirdigi öfke birden patlamıştı,düşmanların korkulu rüyası olmuştu.Askerler bu kahraman ile savaşmanın ne kadar zor olduğunu anlamış ve kaçmaya başlamışlardı.Nafi ve arkadaşları çoktan su tulumlarını doldurmuşlardı.Komutan büyük bir asker ile bir daha Celal Abbas´ın yüzerine yürüdü.Almış oldukları su Ehli-Beyit yarenlerine getiremeden başarısız bir şekilde sonuçlandı.Celal Abbas çadıra dogru gitti.çocuklar ve bebeler susuzlukdan dayanamayacak bir hale gelmişlerdi.Imam Hüseyin sordu ne oldu diye Celal Abbas konuşmadı,Çocuklar ve bebeler hep bir agızdan Amca su Amca su getir bize. Bu çocukların ve bebelerin ağlaması Celal Abbas´ında ağlamasına sebeb olmuştu,çok öfkeli bir çekilde oraya tekrar gitti.Aklında çocukların amca su sözleri hiç çıkmıyordu. Büyük ve hızlı adımlar ile atına binerek Fırat nehrine ilerledi.Düşman her tarafı sarmış,Dünyanın her tarafı tatlı su olsa Hüseyin ve yarenlerine bir damla su yok,onlara su vermiyecegiz diye bagırıyorlardı.Celal Abbas düşmana nasıl olurda böyle sapık bir düşüncenin içinde olduklarını sordu.Hanı her seferinde bize mektuplar yazarak Imam Hüseyin´e biat ettik,Ne olur gelin bizi bu Yezit bin Muaviye zaliminden kurtarın diye bulunmuş oldugun vaatleri ne cabuk unuttunuz.Yezit gibi sapık bir insanı nasıl olurda Peygemberimizin ciğerparesine tercih ediyorsunuz.Öldükten sonra dirileceginize inanıyormusunuz? Peygamber efendimizin karşısına çıkıpda hangi yüzle senin yarenlerini biz öldürdük diyeceksiniz.Yezit laneti sizi açıkca büyük bir ateşin içine atıyor.Dogruları görmek bu kadar zormu diyordu.Celal Abbas konuştukça düşman askerleri hep bir ağız ile bagırıyorlardi ki dedikleri anlaşılmasın diye.Celal Abbas kendisinin dinlenmedigini anlamıştı,ve aklında hiç çıkmayan çocukların amca su lafları onu daha güçlendiriyordu.Düşman ordusunun içine girerek,onları saf dışı etti.Sonunda atı ile birlikte Fırat nehrine girmişti.Fırat nehri ki Dört büyük kitapda kutsal bir nehir olarak geçiyor Yüce Allah dünyayı yaratdıgı zaman ilk olarak Fırat nehrini yaratmıştı.Incil,Tevrat ve Kuran bu konuda hep aynı fikir.Celal Abbas nehrin içinde çocuklara ve yarenlerine su getirecegini umut ederek seviniyordu.Biran aklından bu sudan içmek geldi.Allahıma yemin ederimki çocuklar,kadınlar ve Imam Hüseyin bir damla su içmedikce bu su haramdır bana diyerek içmedi.Elinde bulunan su tulumlarını doldurarak,Ehli-Beyit yarenlerinin bulundugu çadıra doğru ilerliyor bir tarafdanda kaharamanca savaşıyordu.Hızlı bir çekilde olay yerinden uzaklaşması gerekiyordu,ve şöyle diyordu sanmayın ki ben kaçıyorum.Ehli-Beyit yarenleri beni çağırıyor o masumlar bir damla su istiyor,sizinle ölümüne kadar savaşacagım.Düşman askerlerini gerisinde bırakan Celal Abbas hurma ağaçlarının arkasına girerek saklandı.Düşman askerleri ise onun gelecegini çok iyi bildikleri için ilerde bulunan ağaçların arasında pusu kurdular.O masum Ehli-Beyit evladı Imam Ali´nın evladı,Imam Hüseyin sana canım feda olsun diyordu onun için büyük yüce insan ben buraya canımı vermeye geldim diyor kahramanca savaşıyordu.Bulundugu hurma ağaçlarının arasından çıkıp çadırlara doğru ilerlerken bir düşman askeri tarafından atının karnına bir kılıç darbesi vuruldu.At büyük bir acı çekerek yere yığıldı.Atın yüzerindeki o büyük insan yere düştü.Çocukların su getir bize amca demeleri aklından çıkmıyordu.Onun için canı değil,Çocuklara su götürmek önemli idi.Celal Abbas su tulumlarını eline aldı.O lanet olası Nevfal bin Ezrak kılıçı ile Celal Abbas´ın sag kolunu vurdugu darbe ile vucüdundan ayırmıştı.Celal Abbas kolunun olmaması nedeni ile su tutumlarını sol koluna aldı ve söyle dedi Yemin ederim ki her ne kadar sag kolum olmasa bile yine de sizinle dinim ve imanım için savaşcağım.Hüseyin yolu için canımı veririm ben onu kendime Imam olarak aldım,ve o benim önderimdir.
Celal Abbas Islamiyet için canını seve seve verdi.

Bir tarafdan savaşıyor bir tarafdan ise elinde buluna su tutumlarına sahip çıkıyordu.Kendisi ile teke tek savaşmaktan korkan Küfe ordusunun askerinden biri olan Hekim bin Tafil,uygun bir fırsat bulup kahpece arkasından yaklaşmış ve o masum insanın sol omzuna büyük bir kılıç darbesi vurmuştu.Celal Abbas iki kolu olmamasına hiç üzünmüyor acı çekmiyor ve çocuklara size su getirecegim dedigi sözü aklına getirken.Su tutumlarını aradı ve onları bulduktan sonra dizleri üzerine çökerek agzı ile su tutularını aldı ve hızlı adımlar ile koşmaya başladı.Ömer bin Sa´d askerlerine emir veriyordu.Abbas canını korumak için degil yarenlerine su götürmek için mücadele ediyor,Hüseyinler bu sudan içerse bizim sonumuz gelir okçular,okçular su tulumlarını ve Abbası hedef alın dedi.Okçular okları ile o masum Celal Abbas ve yu tutumlarını ok yagmuruna tutturmuşlardı.Elinde bulunan bir su tulumu dışında diger tulumlar delinmiş ve içlerinde su kalmamıştı.Abbas diger tulumu başı ile korumaya çalıştı.Fakat lanet bir asker oku ile Abbas´ın basını hedef aldı.Fırlattığı ok Abbas´ın gözüne girmiş idi.Elleri olmadığı için dizleri ile oku çıkarmaya çalıştı.Ama vucüduna saplanmış olan yüzlerce ok onu agır yaralamıştı.Son olarak Selam olsun sana ya Hüseyin diye bağırınca Imam Hüseyin atına binerek hurmalıkların oraya gitti.Kardeşi cok sevdigi canım sana feda olsun diye bilecek kadar sevdigi Celal Abbas şehtiler mertebesine ulaşmıştı.Imam Hüseyin cok ağlamış işte şimdi belim bükündü demişti.Ağlaya ağlaya geri geldigi çadırdaki Ehli-Beyit yarenleri sordu Baba Amcamız nerde diye Imam Hüseyin ağlıyordu sadece,kııi Sakine tekrar sorunca kızım amcan Şehit düştü dedi......

Hiç yorum yok: